Dizi İfade ve Akılcı Dışavurum

Fevzi Karakoç’un Resimleriyle İlgili Birkaç Düşünce

Marcus Graf

Modern sanatın tarihi; tanımını birbiriyle savaşan iki temel görüş olan mantık ve duygu arasındaki çatışmada bulur; ilkine dayanan sanat anlayışı akılcı, sosyal ve politik olarak angaje bir yaklaşım ilan etmiştir. Bu anlayışla çalışan sanatçılar evrenselciliğe ve akılcılığa inanmışlardır.Sanatçılarının bireyselliğe ve duygusal patlamaya inandıkları karşı hareket ise, usdışı bir yaklaşımla sadece kendi varlığı için yapılan özerk bir sanat anlayışıdır.

Postmodernizmden beri sanatsal görüş, çoğulcu ve heterojen olma yolunda değişime uğramaya başlamıştır. Çağdaş sanat, genel olarak iç ve dış dünyayı yansıtan, doğrudan (mahalli) ve dolaylı (global) bağlamlarını analiz ederek tarihi, şimdiki ve gelecekteki sanatı ve toplumu araştırmıştır. Bugün, sanatçının sanat ve gerçekliğin akılcı ve usdışı elemanlarını birleştirme özgürlüğü vardır Sanatçı, projesini gerçekleştirmek için ihtiyacı olan hareketleri, kimliği ve sanatsal yaklaşımları seçer. Üslubunu, tekniğini, konusunu ve kavramalarını değiştirir. Her şey olasıdır.

Fevzi Karakoç, modern resmin eski, katı sınırlarını umursamayan bir sanatçıdır. Dünyanın güncel durumunu analiz eden, aklın duyguyla birleştiği çalışmalar üretir. Genelde dizi formlar akılcı kodlardır ve burada madde tekrarlanabilir sürecin bir parçasıdır. Tanıdık bireysel objeler, bir örnek grupları güçlendirmek amacıyla dizi içinde anonimleşirler. Tekrar aracılığıyla, diziler maddenin biçimsel karakterinin ötesine işaret ederler ve onun bağlamının içinde gizli olan kavramları ortaya çıkarırlar. İfade, sanatçının tekrarlanamaz bir anındaki dışavurumlarının ve bireysel tavrının kaydını tutar. İfade, izleyiciyi sanatçının bireysel duygularının gücünü paylaşmaya davet eden bir işarettir.

Modern sanatta dizilerin ve ifadelerin çatışması, 20. yüzyılın zihin ve sezgi ayrımını simgeler. Batı kültürü ve sanatı, modern düşüncenin bilim ve ilerleme inancı adına duygunun değerini azaltarak bilgiye üstün bir pozisyon sağlamıştır.

Fevzi Karakoç, dizinin soğukluğuyla ifadenin sıcaklığını birleştirerek, güncel resmin durumunu araştırarak günümüz insanının konumunu temsil eder. Sanatçının çalışmaları,objelerin tekrarı aracılığıyla resim sanatının insani duyguları araştırma ve ifade etme becerisini sorguladığı izlenimini bırakır. Bunların ötesinde, resmin soyut ve figüratif, kavramsal ve dışavurumcu elemanları birleşirler. Kimi zaman soyut dışavurumcu, kimi zaman da minimalist görünüşlü arka plan, üzerine gölge düşüren figürlerle kaplıdır. Bu nedenle ilk bakışta soyut ve belirsiz görünen arka plan, ön plandaki elemanlar için somut bir zemine dönüşür. Kimi zaman dışavurumcu bir şekilde boyanmış, sıradan figüratif objeler tanıdık görünseler bile bir hikaye anlatmazlar. Çalışmanın içerisinde eski anlamlarını kaybederler ve işaretler olarak kullanılmazlar. Bu objeler, sadece resmin kendisini ve onun somul kompozisyon bileşenlerini, kontrastını, rengini, dokusunu vb. işaret ederler. İzleyici seçici, öznei algıları aracılığıyla, resimde bireysel görüntülerini kurabileceği kişisel dünyasından parçalar bulur.

Fevzi Karakoç bir resim yaratma süreci ortaya koyar. Bu resimler karşısında biz, onun kurduğu yapıyla kendi heterojen gerçekliğimiz arasındaki benzerliği fark ederiz. Tuvaldeki nesneler kendi varlıklarından başka hiçbir şey ima etmezler. Onları takip etmek sizi kendinizden başka hiçbir yere varmayacak bir yolculuğa çıkarır. Sonuçta, halihazırda orada olan, değişik bir ışıkta görülmeyi bekleyen elemanlarla dolu aklın ve duygunun dünyasından kendi resminizi yaratmaktan başka bir şey bulamazsınız.

Yorum yapılmamış »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.

Yorum yapın